''Çook uzak yollardan, koştum geldim senin kollarınaaa''.. adlı parçayı seslendirir ya Ziynet Sali Yunanca - Türkçe olarak, dinlersin bir akşam vakti, hislenirsin bir pencere kenarında rüzgara kapılmış ağaçları izlerken, güneşin tuhaf kızıllığına dalarsın.. nedensiz telefonun saatine gider gözlerin, oysa hiç buluşacağın kimse yoktur, o yokken yalnızlıkla sözlüdür günler. İşten çıkmış mıdır acaba diye düşünürsün, günlük koşuşturmasını merak edersin ders arası vakitlerde.
Kitaplardan alıntılar çizersin, aklına gelen güzel sözleri not edersin bir köşeye yanıma geldiğinde söylerim bir de şaşırtırım mutlu ederim dersin, planlar yaparsın yılbaşı için, hafta sonu için, tarihi belli olmayan yaz günleri için.. Her şeyin kısmet olduğunu düşünür, telefona sarılırsın uykudan önce kısa bir iyi geceler konuşması için.
Sonra sabah olur, sabah 8.45 de sesini duyayım der sana, bugün cumartesi ama neden uyanmış acaba dersin, açarsın telefonu ''okulunun önündeyim gel kahvaltı yapalım'' der sana. :) Beş dakika inanamayıp, beş dakika da ne giyeceğini düşünüp on dakika içinde koşarsın, gerçekten oradadır :)) ah ne büyük mutluluktur o an..
Sonra finaller gelir, beş günde altı sınava girersin, zaten vizelerden de alışkınım iflah da olmam ben, altı sınav az gelir. :) Notlar da toparlanır, biliyorum güzel bir ortalamam olacak bu dönem sonunda, onun sevinci de var, bir de tatile girecek olmanın rahatlığı. Gerçi çok yoğun bir okul hayatım yok ama evimde geçireceğim günlerde okunacak çok kitabım var.
Aralık ayı da güzel bitti, ocak ayı da güzel geçiyor. Sevildi 2012 kış ayları. Şans getirdi sevgisiyle birlikte bana. Bir manimiz olmadıkça daha çok okumak, daha çok yazmak, daha çok proje üretmek hedefim. Zaten ellerimizdeki iyisiyle kötüsüyle notebook'larımızla kablosuz bir bağlantı yakaladığımız an da engelimiz olan hiçbir şey yoktur üretmememiz için. Sadece çalışmamız gerekir. Zira bir öğrenci başarılı olmak istediği anda devlet dahil çok büyük destekler alabilir, başarılı olabilir, gerisi bahanedir.
Seyma's Life
acemiyim, geç kalmışım, ama azimliyim.. ben üflüyorum, dönüyor dünya...
14 Ocak 2012 Cumartesi
6 Aralık 2011 Salı
Kitaplar, Anılar, Başlangıçlar..
Ege Üniversitesi temsilcisi olduğum Düşün Taşın Derneği'nin İzmir'de ikincisini düzenlediğimiz Kitap Okuma Etkinliği'ni 11 Aralık 2011 Pazar günü gerçekleştiriyoruz. Böylesine güzel bir etkinliği duyurarak yazıma birazcık rötarlı da olsa başlıyorum. Etkinliğimizin mekanı Bornova Küçükpark'ta Topraktan Cafe, sessiz ve ferah ortamıyla kalbimi kazanan bol bol kitap okumaya gittiğim bu güzel yerde etkinliğin verimli geçeceğine, misafirlerimin de seveceğine eminim :) Etkinlikten biraz bahsedecek olursam gelen kitap sever katılımcılarımızla birlikte geçireceğimiz ilk saati beraberimizde getirdiğimiz kitaplarımızı sessiz şekilde okuyoruz. ( sessiz şekilde diyorum çünkü sesli okuduğumuzu düşünenler de olabiliyor :) ) Tabi bundan önce ufak bir tanışma faslımız da oluyor, ben bu arada kısaca derneğimizi de tanıtıyorum. Ardından kalan bir saatimizi de okuduğumuz kitaplarımızı birbirimize tanıtıyoruz. Etkinliğimizi ilkinde de olduğu gibi samimi bir ortamda kitaplar ve yazarları üzerine güzel bir sohbetle sonlandırıyoruz, yanında çaylar kahveler tabiki :) Önümüzdeki pazar günü bir maniniz yoksa ve gönlünüzden kitaplar geçiyorsa beklerim!
Biten vizelerin ve harika geçen bir haftasonu'nun ardından yazmak istedim. Ufak çapta bir yoğunluk yine eşlik ediyor ama bir 'mutluluk kaynağı' olunca hayatınızda her şeyin kolaylaştığına, ve (en önemlisi benim için şu sıralar) zamanın hızlı geçeceğine inanıyorsunuz. Zaten gözlerini görmek de yetiyor aslında. İnsanın inanası geliyor gerçek sanmadığımız her güzel şeyin aslında var olduğuna ve çok yakınınızda olduğuna..Ardından tekrar bakıyorum gözlerine, evet gerçekmiş diyorum.
Zaman hızlı geçse diyorum ya hani aslında İzmir'de vadem dolmuş gibi hissediyorum biraz, aileme yakınlığımı seviyorum, okulum da derslerim de yolunda.. Ama gün gelir de düşündürür birisi ait olduğun yer benim yanım der tuhaf bir şevkatli hareketiyle, aslında bunu kendisi de fark etmez.. durum öyledir işte. Bize de düşer görevi başarıyla tamamlamak, sonra da Allah'ın izniyle, ailenin izniyle o yamaçlara doğru taşınmak.
Anılar biriktirmek ne güzeldir öyle, insan aslında yaşadıklarını biriktiremez sadece taşır durur zihninin veya kalbinin bir köşesinde, kimi insan taşırken çok yorulduğunu düşünür siler atar, kimisi vefa zarfının arasına ekler ama o zarfı kapatır sıkı sıkı, öyle olması gerekir çünkü insan yoksa çelişkilere düşer. Ayıptır bir şeyi hakedenden esirgemek kadar hak etmeyene vermek.
Başlangıçlar ise anı biriktirmekten önce gelir her zaman ve ne kadar hayırlı ne kadar uzun vadeli güzellikler için başlarsa anılar da hep güzellikler üzerine olur. Tabi siz biriktirmek zorunda kalmazsınız çünkü güzellikler getiren anılar hep sizinle birlikte yaşar ve hiç bitmezler, bir sonrakiler diğerlerinden daha ayrı bir yere sahip olur. Böylelikle süreklilikleri de yaşarsınız duygu dünyanızda, Allah ömür verdiği takdirde tabi..
Kıymet bilmek de önemlidir, şükür etmek de. İlk başta sağlık için sonra ömrünüzün kaynağı saydıklarınız için veya hayatta kalmanıza yardımcı olan nimetler için. Sizi mutlu eden işiniz veya aileniz için. Zorluklarla kazandığınız okulunuz için.. Günleri sayarak beklediğiniz gözleri görebilmek için de. Şükür en başta Allah'a karşı nimetlerin kıymetini bilmektir ardından gelen nimet saydıklarınızın kendisine olan teşekkürdür.
Duruşu vardır insanın hayatına karşı ve hayatında sahip olduğu herkese karşı bir sorumluluğu. Kararlı olmalıdır bir hayli ve istikrarlı. Sözünden de şaşmamalıdır. Okudukları, izledikleri, çevresinde gördükleri değiştirmemelidir hemen onu zorluklarla geldiği yaşlarda çelişkilerle boğuşmamalıdır. Bunun için bol gözlemlemelidir, bol okumalıdır aslında biraz da kişiliğe özgü durumlardır bunlar fazla yorum boşuna ama fazla bocalamış da biri olarak örnek almalıdır, duruşunu sevdiği kişileri pusula edinlemelidir bence. Dünya çok karanlıktı ben yönümü tam seçemezken, kararlarıma vardırmada hep örnekliğinden dolayı teşekkürlerim de vardır kendisine. Ama ben genelde 'Allah seni başımdan eksik etmesin' derim hep içimden.
Sosyal Sorumluluğum var bir de ;) kitap projemizi bilmiyorum beğendiniz mi ama bir kampanyamız daha olacak en yakın zamanda, çok cici bir anaokulumuz var ayrıntılarını sosyal sorumluluğum'da ve burada belirteceğim. Minik ellerin boyalı parmakları hayallerini daha güzel çizsin diye bu sefer güzel uğraşımız. Destekleriniz bizimle biliyorum ;) Şimdiden de teşekkür ediyorum yazımı bitirirken.
Sevgiyle kalın..
23 Kasım 2011 Çarşamba
Şimdi En Güzel Şey Yazmaktır! :)
Hayırsızlık ettim çok biliyorum. Yorumlara geç döndüm, temmuzdan beri yazmadım.. Özellikle yeni yazı beklediğini belirten okurlarıma ilgileri için teşekkür ediyorum. Uzun zaman oldu tabi, çok da güzel gelişmeler var yazmam gereken, en yakın zamanda diyorum hatta tarih de veriyorum buraya 5 aralık akşamı yeni yazımı yayınlayacağım. 5 aralık tarihi vizelerimin bittiği haftanın başlangıcı olduğu için ancak o zaman güzel bir vakit ayırırım sanırım uzunca yazmaya. Allah her sınavlarla uğraşan arkadaşlarıma sabırlar versin hele alttan dersi olup da seçmeli derslerinden birini mecburen alamamış arkadaşlarıma daha çok sabır versin, beni çok iyi anladınız şimdi biliyorum :)
Sevgiler efendim.
Sevgiler efendim.
27 Temmuz 2011 Çarşamba
Şimdi En Güzel Şey Çalışmaktır!
En çok beni mutlu eden şey belki güven kazanabilmek.. Dost olabilmek, aynı yolda aynı amaçlar için çalışabilmek..
Blogum sayesinde tanıştığım (ve şu an herkeslerden ayrı bir önemi var kendisinin) :) Sude Ertem sayesinde ben de Düşün Taşın Derneği
ailesine katıldım. Belki uzun zamandan beri yaptığım en güzel şeydir 26 Haziran gününü İstanbul'da olmak. Yine benim gibi kendi okullarının temsilcileri olarak oryantasyon toplantısına katılan kitap gönüllüsü arkadaşlarla tanışmak çok bambaşka bir duyguydu. Derneğimizin başkanı Selim Çavuş sunumu sırasında derneğimizin amaçlarını, yeni hedeflerini anlattı, bizler kendimi tanıttık, dernek ekibini tanıdık.. İçinde bulunduğumuz işin ne kadar değerli ve kıymetli olduğunu sanki zaman geçtikçe daha çok farkına varıyorum. Fotoğrafımı da böyle gururla koyuyorum :)
Sonunda.. sosyal sorumluluğum yayında!
Burak (Burak Abidin Aksoy) ve ben kurduk ekibimizi ve başladık çalışmaya..
ve ardından hemen içerik çalışmaları, tasarım ayarlamaları, tüm araştırmalar derken tam bir yıldır kafamızda şekillendirdiğimiz projemizi yayına aldık. Aldığımız en güzel şey aslında projeye gelen güzel yorumlardı, başarı dilekleriydi, destek mesajlarıydı.. Hepsi için ayrı bir motivasyon ayrı bir sevinç yaşadık bizler tüm sosyal sorumluluğum ekibi olarak. Ekip demişken kimler yok ki Canan Gümrükçüoğlu, Fatma Zehra Sunay, Mustafa Alkan, Rıza Selçuk Saydam, Ayhan Öztürk.. hepsi alanındaki uzmanlıklarını şimdi projemizde sosyal sorumluluk için kaleme alıyorlar. Şimdi ufak yeni düzenlemelerimiz için çalışıyoruz, yine güzel bir fikrimiz var daha somut faydalara sebep olacak olan.. Onun dışında kurumsal projeleri tanıtmaya olduğu kadar bireysel projeleri, fikirleri tanıtmaya da açığız. Bizlere olumlu, olumsuz fikirlerinizi, proje önerilerinizi iletişim formumuzdan ulaştırabilirsiniz.
Bundan sonrası giderek hızlanan çalışmalarımız, yeni proje hazırlıkları, yeni fikirlerimiz için çalışmakla geçecek sanırım. Karşılamakta olduğumuz Ramazan ayı da inşallah uğurlu gelir, hepimiz için hayırlı olmasını dilerim. Kitaplarımda da en son doğu batı yayınlarında kalmıştım, biraz aksatsam da yine günlük 60 sayfa seyrinde ilerliyor okuma hızım, ayrıca uzun zamandır okuduğum çok da içerik olarak kaliteli bulduğum bir blog var; tasavvufokulu ki zaten çoğu kişi biliyordur, ben geç duyduğuma üzülüyorum biraz, bendeki eksikleri tamamlıyorlar kendileri, buradan teşekkürlerimi de iletiyorum.
Az önce twitter'dan gördüğüm ve çok beğendiğim bir sözü de belirterek şimdilik veda ediyorum..
''rengini belli edeceksin ki gökkuşağında bir yerin olsun''
19 Haziran 2011 Pazar
Yine Bana Yaz, Yine Bana Tatil Var :)
Uzun ve zor koşullu bir final dönemi ardından evime zor da olsa toplanıp gelebildim sonunda. Mayısın son haftasından beri ‘’her gün bir yeni sınav’’ Sınav tarzında devam eden finallerim bitti şükür, ortalamalar açıklanmamış olsa da henüz ki bu hafta açıklanması gerekiyordu sınıfı geçtiğimi ve ikinci sınıf olduğumu ilan edebilirim sanırım J eğer edemeseydim ki edemeyen, sınıf tekrarı yapan baya arkadaşım var sanırım ciddi anlamda üzülürdüm, bir yıl daha uzatmak hem gereksiz hem de aynı dersleri almanın durumundan dolayı gayet de sıkıcı bir durum..
Tabi okul bitince yurttan da eve bir anda toplanıp dönmem hiç kolay olmadı, öyle çok eşyam vardı ki bir kere ablam geldi İzmir’e beni almaya, diğer sefer de kendim toparladım kalan eşyalarımı J Diğer sefer diyorum çünkü İnkılap Tarihi dersinden yine kaldım bütünlemeye J o yüzden oda arkadaşlarım Özge ve Benazir ile biraz arabeske bağlamış olsak da keyif dolu bir hafta daha yaşadık diyebilirim J
İzmir’de havalar sıkıntılıydı baya gündüz ısıtan güneşe aldırmadan yağdı hep yağmur, ama onunda keyfi bir başkaydı tabi. Boş zamanlarımda yine ney kursuma devam ettim, hatta okulda Soner Hocama bile ufak bir dinleti yaptım, kendisi samimi muhabbetiyle, keyifli geçen dersleriyle fakültede farkını ortaya koyan bu yıl içinde en çok sevdiğim hocamdır ayrıca. İlk dönemki kadar sıkıltılı da değildi dersler bu dönem bana daha daha eğlenceli geçti, tabi derslerim de daha iyiydi. Eğer seneye de aynı başarıyı koruyup kendime de güvenebilirsem çap yapmayı düşünüyorum veya Erasmus’a başvurup 3. Sınıfta yurt dışına da gidebilirim iki seçenekten birini değerlendireceğiz bakalım..
Şimdi ise güzel geçeceğine inandığım tatilimin başındayım, fazla deniz, güneş akşamına da çılgın eğlence arayan biri olmadığım için daha doğrusu aile olarak fazla alışkanlığı da yok bizde zaten, evimde kitaplarımla ve filmlerimle sessiz güzel bir yaz geçirmeyi planlıyorum. Arada sırada yanıma gelen arkadaşlarımı gezdirmek için tekrar İzmir’e de kısa dönüşler yapabilirim, ayrıca beklediğim bir başvuru da sonuçlanırsa bu ay sonu İstanbul’da olurum kısa süreliğine, şimdilik böyle ufak planlarım da söz konusu.
Geride bıraktığım İzmirli günlerime ve birini daha sonlandırmış bulunduğum eğitim öğretim dönemine bakınca bir sürü güzel şey sığdırmış bulundum sanırım. Ney öğrenmeye başlamam, en başta Ergin Hocayla Ney’e başlamış olduğum için şanslıyım, güzel muhabbeti ve çayı her hocada bulunmaz sayıyorum, Ney konusundaki başarısını da kendimde en yakın zamanda bulacağım ki çalışmalarımı hızlandırdım J Kitap fuarında Can Dündar, Nihat Genç ve Ahmet Şerif İzgören ile tanışmış olmam en güzel ayrıntılardı. Her ne kadar bu yılda bir gezi ayarlayıp Urla’ya gidememiş olsak da oda arkadaşlarımla keyifliydi geçirdiğim her vakit. Umarım bu yaz da güzel anılar biriktirebilir, güzel kahramanlar tanıyabilirim kitaplarımdan.
Ayrıca zaman zaman blogumun takipçilerinden çok güzel mailler alıyorum, çok mutlu oluyorum. Okunduğumu hissetmek güzel şey tabii :) şaka bir yana gerçekten duyarlı ve ince düşünceli okurlarım var, kendilerine buradan da teşekkür ediyorum :)
Not: Fotoğraftaki balık benim balığım olur, güzel di mi :)
Etiketler:
izmir kitap fuarı,
segah ney atölyesi,
Urlada gezi
22 Nisan 2011 Cuma
Sosyal Medya Uygarlığında Pazarlama İletişimi Söyleşisi
Zaman ve mekan sınırlaması olmadan, mobil tabanlı her şey üzerinden paylaşımlar yaptığımız, görüş alış verişi içinde olduğumuz, tartıştığımız sanırım yeni iletişim şeklimizdir sosyal medya...2009 yılından beri içinde bulunduğum facebook, friendfeed, twitter gibi sosyal ağlar aracılığıyla düşüncelerimizi ve yaşatımızın neredeyse büyük bir kısmını paylaşıyoruz diyebilirim. Sosyal medyanın artılarından biri bence düzenlenen etkinliklere katılarak sanallığı gerçek sosyalliğe dönüştürüyor olabilmemizdir.
Geçen hafta arkadaşım Erdal Erdoğdu'nun katkılarıyla İzmir Ekonomi Üniversitesinde düzenlenen '' Sosyal Medya Uygarlığında Pazarlama İletişimi'' söyleşisi sözlerime örnek olarak son zamanlarda katıldığım en güzel etkinlikti diyebilirim. Katılımcılar, Dost Karaahmetli sosyal medyanın hayatımızdaki önemi, Ömer Ekinci mobil pazarlama, Sinan Ata dijital reklam, Sevil Mert sosyal CRM, Fatmanur Erdoğan sosyal medya ve kurumsal/kişisel markalaşma, Çiğdem Özkan sosyal medya ve google, Ercüment Büyükşener sosyal medya ve halkla ilişkiler üzerine olan sunumlarıyla bizleri birbirinden keyifli geçen sunumlarıyla bilgilendirdiler.
Ekonomi Üniversitesinin kaliteli organizasyonu ve İstanbul'daki neredeyse tüm sosyal medyanın başarılı isimlerini İzmir'de bizimle buluşturan sevgili arkadaşım Erdal Erdoğdu'ya tekrar teşekkürlerimi sunarım.
Hayat Bildiği Gibi Gelsin

Uzun bir aradan sonra mevsimsel yazılarımdan bir yenisini daha ekliyorum :) Neredeyse mevsimden mevsime ekliyorum yazılarımı, daha doğrusu başlıklardan öyle anlaşılıyor diyorlar. Kocaman bir kışı yolcu etmek üzereyiz neredeyse, ama hala atlatamadık, havalar güneşli maşallah da İzmir'in rüzgarı fena, güneşe aldanıyoruz biz o da efil efil esiyor üşütüyor bizi...
Bu dönem diğerine göre çok daha iyi gidiyor okul açısından, ilk vizeleri yeni atlattım, her ne kadar çok yorduysa da beni güzel sonuçlar alıyorum diyebilirim... Nisan ayına girmemizle birlikte kampüs de şenlendi, ağaçlar rengarenk ama tabi çiçekle böcekle biraz oynayayım derken arılardan da nasibimiz varmış sanırım, aldık bir güzel! :) Çiçek demişken de yurtta saksıda zakkum büyütüyorum ben, neden zakkum diye sormayın çok uzun hikaye :)
Ayrıca sizler beni görmeyeli ben Ney kursuna başladım.. Bu hafta yaklaşık dört haftam dolmak üzere, ses çıkarmayı bir yana bırak notalara bile geçtim :) İzmir'de aslında nadir bulunur ney, ebru ve hat sanatları vs. ama benim vakit geçirmekten en çok zevk aldığım yerlerden birinde ( Kızlarağası Hanı) Segah Ney Atölyesini bulmam çok zor olmadı ve böylece neyzenlik kariyerime de başlamış bulundum.. Eskiden ortaokul yıllarımda yan flüt çok ilgimi çekerdi aslında ama biraz daha sesini, felsefesini sevdiğim daha doğrusu ayrı bir anlam ve mana bulduğum için Ney'e yönlendim. Aslında ilk zamanlar bir yerden okuduğum Ney'i üflemenin kaynağını ki çalmak kullanılmaz, üflemek deyimi tercih edilir, İslam'da Allah'ın insanı yaratırken ruhunu üflemiş olmasından almış olması beni etkileyen en büyük noktaydı... Allah bundan sonra daha da ilerletmeyi başarılı olmayı nasip etsin bana diyorum.. Ayrıca bana Ney'imi hediye eden şahısa sevgi ve saygılarımı tekrar tekrar buradan da belirtiyorum :)
Vizelerden sonra katılmadığım etkinlik kalmadı pek, İzmir blog yazarlarıyla toplanıp aylık buluşmamızı gerçekleştirdik hatta daha sonra buluşup topluca kitap fuarına gittik, kitap fuarı demişken 24 Nisan'a kadar devam edecek henüz gitmemiş olanlar mutlaka gitmeliler :) etkinlik ve imza günlerine buradan ulaşabilirsiniz... ( kısa bir not düşeyim İzmirlilerin kitap okuma oranı 7.7 olarak hesaplanmış, bu oran gayet sevindirici geldi ) Ayrıca çok sevdiğim arkadaşım, kardeşim Erdal Erdoğdu'nun katkılarıyla İzmir Ekonomi Üniversitesin'de düzenlenen ''Sosyal Medya Uygarlığında Pazarlama İletişimi'' konferansına katıldım, harikaydı diyebilirim, bu etkinlikle ilgili daha ayrıntıları ise bir sonraki yazımda. :)
Bazen hayat bizim istediğimiz yönlere kıvrılmaz, olması gerektiği şeyleri dikte eder, ya da bana öyle geliyor olabilir, ya da bir yarım kalmış blog yazısıdır veya yazılıp daha sonra yarısı silinmiştir atıyorum kısa süreli, hasarı belki diğer yaşanmışlıklardan daha etkisizdir, aslında keşke format atabilsek beynimize, öyle dedim bak aklıma '' Eternal Sunshine of The
Spotless Mind'' hala izlememiş olanlar varsa tavsiyemdir.
Bundan sonraki güzel vakitlerimi de fuardan aldığım kitaplarımı okuyarak, ve 4 hafta içinde yetişmesi gereken 6 tane haber ödevimi yaparak geçireceğim büyük ihtimal.. Tek dileğim şu an son kalan 2 vizem güzel geçsin ve artık havalar ısın ki neşemiz, keyfimiz yerine gelsin efenim!...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)






